Hava Durumu

 EDIRNE

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_counterBugün622
mod_vvisit_counterDün583
mod_vvisit_counterBu Ay9866
mod_vvisit_counterToplam927927
Osmanlı Köyü
Çarşamba, 10 Mart 2010 01:06

Köy İlçe merkezinin, 4 km. kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Havsa, Oğulpaşa, Söğütlüdere, Hasköy ve Köseömer köyleri ile çevrili bulunan köyün, 23.065 dekar arazisi bulunuyor. Dağlık, taşlık, sazlık ve bataklık yeri yoktur. Süleoğlu'ndan gelen Seylan deresi olan (Havsa deresi) dereden başka akarsuyu yoktur. Az meyilli bir yerde kurulmuş bulunan köyün, Süleoğlu'ndan gelen Çanakkale istikametine giden asvalt ikiye bölmektedir.

Köyün kesin olarak ne zaman ve kimler tarafında kurulduğu belli değil. Köyün batı yönünde, eski bir mezarlık kalıntıları bulunuyor. Bu kalıntılarda yazısız dikili taşlardır. Bu taşların çoğu kırılmış, uzunlukların yarıdan fazlası yok. Menhir taşları olabileceği tahmin edilmektedir. Bir başka mezarlık daha vardır ki burasına Maşatlık mevkii derler. Bu mevkiide Hristiyan mezarlıkların kalıntıları bulunuyor. Köyün batı yönünde 3 adet Tümülüs bulunmaktadır. Halk bunlara, HÖYÜK demektedir. Birine, Oğulpaşa deresi höyüğü, ikincisine Sadıkın höyüğü, üçüncüsüne de Ümmetoğlu höyüğü denilmektedir. Bu isimlerin konulmasına, isim sahiplerinin tarlası içinde bulunmasındandır.

1877 (93 Harbi) Osmanlı-Rus Savaşından sonra, Bulgaristan'dan kaçmak zorunda kalan göçmenlerden bir kısmı bu Bulgar köyüne yerleştiriliyor. Kurtuluş Savaşına kadar, köyün yarısı Bulgar ve yarısı Türk durumundaydı. Kurtuluş Savaşından hemen sonra, köyü Rum ve Bulgarların terk etmesi ve Bulgaristan'dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiştir.

Bir rivayete göre, köyün hemen kuzeyinde Osman Ağa adında birinin çiftliği varmış. Bu Osman Ağanın adından "OSMANLI" adını aldığı söylenmektedir. Bir diğer rivayet, 1677 Eylül ayında Avcı Sultan Mehmet, ordusu ile İstanbul'dan Edirne'ye gelirken köyün yakınında konaklamış, etraf avlanmaya çok müsait bulunan arazide hem avlanmak hem de Sadrazam Fazıl Ahmet Paşanın hastalanarak yolda kalması, iyileşip gelmesini beklemede olan ordunun bir zaman burada kaldığı için "OSMANLI" denmiş olduğunda söylenmektedir.

Köyün ekonomik yönünü tarım ve hayvancılık oluşturmakta, az miktarda da ticaret vardır. Bunun yanında nakliyecilik de bulunuyor. Köyün güneydoğusundan geçen Seylan deresinin her iki yakasında dar bir vadi uzanmaktadır. Eskiden buraya "Osmanlı ovası, Altın yuvası" denirdi. Köyün halkı çalışkan ve tütün üretiminde becerilidir.

Aile ana-baba ve çocuklardan oluşur. Birden fazla erkek çocuk olması halinde, asker dönüşü evlenmeden sonra ayrılmalar olur. Ayrı hane kurmada, baba ve kardeşler arasında yardımlaşma yapılır. Geçmiş dönemlerde evlenmeler, ana-baba isteği doğrultusunda görücü usulü ile yapılırdı. Cumhuriyet döneminden sonra, bu tür evlenmeler giderek azaldı ve gençlerin isteği doğrultusunda yapılmaktadır. Cuma günü gelinin çeyizleri verilir ve akşam kına gecesi yapılır.

Köyde, Türk geleneği doğrultusunda ahlaki tutumlar devam etmektedir. Dini inanç ve İslami kurallara saygı bulunuyor. Cami cemaati, ramazan ve cuma günlerinde fazlalaşmakta diğer zamanlarda da azalmaktadır. Camilerin cemaati iyidir.

Küçük yaşta çocuğu ölen annelerin, cuma ve perşembe gününün akşamı el işi, dikiş-nakış ve örme işi yapılmaz, günah sayılır. Ev temizliği ve çamaşır yıkama işi salı ve cuma günlerinde sakıncalı görülüyor. Banyo ve bulaşık sularının insanların geçeceği bir yere dökülmesi sakıncalı görülüyor. Cinlerin uğramasına ve insanların hastalanmasına neden olabileceği inancı bulunuyor. Geçmiş dönemlerde, Nevruz bayramı ve Hıdırlez şenlikleri yapıldığı fakat bu gün için böyle şenlikler yapılmadığı, o dönemlerde genç kızların ve gelinlerin niyet çekmeleri ve mani okumaları da vardı. Gece kızların ve gelinlerin evlerde toplanma ve şenlik yapma adedi devam ediyorsa da eskisi gibi şenlikli değil. Zira televizyonlar, sohbeti ve şenlikleri ortadan kaldırmış durumda. Köyde içki ve kumar gibi ahlaki yönden sakıncalı ve sağlığa zararlı olan bu gibi durumlar varsa da gizli yapılmaktadır. Kızların söylediği maniler :

Çemberimde gül oya, Sarı kavun dilimi,
Gülmedim doya doya, Uçurdum bülbülümü,
Dertlere karıyorum, Çıksam dağlar başına,
Günleri saya saya. Arasam sevgilimi

Bu Makale 6432 Defa Okunmustur.
 

Site Istatistikleri

Aktif Uyeler:170
Son Uyemiz:abbas
Son Ziyaretci:admin
Bolum:6
Kategori:7
Icerik Okunma:1426872
İçerik:837

Kimler Sitede

Suan Sitede:
  • 24 ziyaretci