Hava Durumu

 EDIRNE

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_counterBugün365
mod_vvisit_counterDün443
mod_vvisit_counterBu Ay11054
mod_vvisit_counterToplam903846
Oğulpaşa Köyü
Çarşamba, 10 Mart 2010 01:06

İlçe merkezinin 7 km. batısında, güneyinde E5 karayolunun 3 km. kuzeyinde, batısında Edirne İlçe merkezine bağlı İskender ve Sazlıdere köyleri ve kuzeyinde Edirne-Kırklareli asvalt yolu bulunmaktadır. 40.110 dekar arazisi bulunan ve bu arazinin içinde 3 bin dekarı mera, 220 dekarı kadar da hazine arazisi bulunmaktadır. Köyü ikiye bölen Oğulpaşa deresinden başka önemli akarsuyu yoktur, dağı, ormanı, bataklık, sazlık ve göl yeri de yoktur.

Oğulpaşa deresinin her iki yakasına kurulan evler, Osmaniye mahallesini oluşturur. Reşadiye mahallesi ise derenin batısında ve daha bayırımsı bir yerde kurulmuştur.

Köyün bulunduğu yer esasen Askeriye'ye iaşe yetiştirmek üzere kurulmuş tarım çiftliğidir. Barış dönemlerinde, asayişi koruyacak az miktarda asker eğleşir, savaş döneminde asker çoğalır ve burada sakinleşirdi. Balkan Savaşında askeri birliğin bozulmasında sonra, Bulgaristan'dan gelen bir kısım göçmen buraya yerleştirilir. Daha sonraları, Cumhuriyet Döneminde, 1935, 1944 ve 1951 yıllarında Bulgaristan ve Yunanistan'dan gelen göçmenlerle bugünkü duruma gelir.

Köyün adı üzerinde iki rivayet bulunmaktadır. Birinci rivayette: Burada bir Paşanın oğlu askerlik görevi sırasında ölmüş. Anasıyla babası, oğullarının cenazesine gelmişler; anası, oğlunun tabutuna sarılmış ve "ah benim paşa oğlum" diyerekten ağlamış. "Paşa oğlum" sözcüğü, daha sonraları "OGULPAŞA" ya dönüşmüş. İkinci bir rivayet ise, burada bulunan 500 kişilik bir askeri birliğin başında bir paşa bulunuyormuş Arazilerin 5 bin dekarı ekilir ve çıkarılan ürünle, asker ve hayvanların iaşesi için ambarlanır. Savaşın birinde, buraya kadar gelen düşmanı bu paşa geriye püskürtmüş ve etraf köylere hiç zarar verdirmemiş. Bundan dolayı bu paşaya, "Uğurlu Paşa" denmiş ve zamanla bu sözcük "OĞULPAŞA'Va dönüşmüş olduğu ve resmi adı böylece olmuş.

Köyün ekonomik yapısını ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılık oluştur­maktadır.

Halk, geleneklerine, dini inançlarına bağlıdır. Ramazan ve cuma günlerin decemaat fazlalaşmakla diğer zamanlarda azalmakta. İmamlar eskiden olduğu kadar etkili değiller.

Köyde salı, cuma ve çarşamba günleri, çamaşır yıkamak ve ev temizliği yapmak sakıncalı görülmektedir. Nazar okutmak, okunan kül suyunu içmek, muska yazdırmak gibi durumlar az da olsa bulunmaktadır. Küçük yaşta çocuğu ölen anne perşembe gününün akşamı ve cuma günü el işi yapmazlar. Eğer yaparlarsa, çocuğun su bardağı kırılır ve bundan dolayı çocuk ağlarmış inancı bulunmaktadır.

Geçmiş dönemlerde, 6/7 Mayıs günlerinde Hıdırlez şenlikleri yapılırmış. 5 Mayıs günü akşam üzeri her evin önünde ateş yakılır ve ateşin üzerinden atlanır. Bu ameliye, gelecek hastalıklardan korunmak için önlem sayılırdı.

Eskisi gibi, evlerde toplanmalar ve eğlenceler yok. O dönemlerde gerek Hıdırlez eğlenceleri ve gerekse mısır soyma ayçiçeği ayıklama imecesinden söylenen bazı manilerden :

Penceresi mercandan, Karanfilim ek beni,

Kahve içtim fincandan, Saksılara dik beni,

Hanginizi seveyim? Eğer gonca açarsam,

İkinizde bir candan. Al eline kok beni.

Bu Makale 5318 Defa Okunmustur.
 

Site Istatistikleri

Aktif Uyeler:170
Son Uyemiz:abbas
Son Ziyaretci:admin
Bolum:6
Kategori:7
Icerik Okunma:1384880
İçerik:837

Kimler Sitede

Suan Sitede:
  • 22 ziyaretci