Untitled 3

Untitled Document
a

Hava Durumu

 EDIRNE

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_counterBugün374
mod_vvisit_counterDün557
mod_vvisit_counterBu Ay10920
mod_vvisit_counterToplam974728
Naipyusuf Köyü
Çarşamba, 10 Mart 2010 01:05

Köy İlçenin güneydoğusunda, 8 km. uzağında bulunmaktadır. Babaeski İlçesine bağlı Kuleli ve ağa yeri köyleri, Pehlivanköy İlçesine bağlı Burunsuz (Yeşilova) köyü ile Kabaağaç ve Necatiye köyleriyle çevrili bulunmaktadır. Tekek deresi vadisinde bulunan köyün, 5186 dekar arazisi ve 1950 dekar da otlakiyesi bulunmaktadır.

Köy Necatiye köyüne varmadan E5 karayolunun sağa sapan stablize yolla 3 km. güneyinde bulunur.

Bu günkü köyün kurulu bulunduğu yerin güney-batısında, Naip isminde bir paşanın kurmuş olduğu bir köy varmış. Bu köy 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşından sonra çıkan hastalıktan kıran geçirmiş, dağılmış, evleri öylece halde kalmış. Halen burada eski köyün kalıntıları bulunmaktadır. 93 (1877) Osmanlı-Rus Savaşından sonra, Bulgaristanın Lofça kasabasından gelen göçmenlerin buraya yerleşmeleri ve Hükümetçe iskan edilmişler. Böylece köy kurulmuş oldu. Köyün yakınında eski köyün adı olan NAİP, Devlet tarafından bu ad konuldu. Daha sonraları Tekirdağ tarafında aynı adı taşıyan bir köyün daha bulunması, buraya Yusuf ilave edilerek "NAİPYUSUF" adı olmuş.Köyün ekonomik yapısı tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır.

Köyde aile ana-baba ve çocuklardan oluşmaktadır. Büyüyen erkek çocuklar arasında evlenme ve askerden dönüşte ayrı ev kurma ve ayrılmalar olmaktadır. Bu ayrılmalar, bazen güzellikle ve bazen de dargınlıkla sonuçlanmaktadır. Mümkün mertebe güzellikle bağlanmaya ve ev kurmada yardımcı olunur.

Köy padişah mülküne konduğu için, 1889 yılında Padişah fermanı ile köye, bir cami ve bir iptidai mektep yaptırılmış. Edirne İl Halk Kütüphanesi 4391/53 sayıda kayıtlı Edirne Gazetesi 492 sayılı nüshasında, Rumi 1305 (M. 1889) tarihli yazısında ; "Havsa kazası dahilinde vaki Naipyusuf karyesi ahalisi tarafından mev'udyirmi imza ve mühürlü 31. Kanun-i evvel. 1305 tarihli teşekkürnamenin suretidir" demekle uzun bir mektup yazılıdır. Mektup doğrudan Abdülhamid Han adına yazılmış. Camii birkaç tamir görmüş ve halen köyün hizmetindedir.

Köy halkı aslen Pomaktır. Atalarından gelen ahlaki ve ananelerini sürdürmeye çalışmaktadırlar. Ramazan ve cuma günlerinde cemaat çoğalmakta, diğer zamanlarda azalmaktadır. Çocuklar dini bilgilerini okul dışında açılan Kur'an kursunda genişletmektedirler.

Kadınlar, perşembe gününün gecesi ve cuma günü el işi yapmazlar. Yapılırsa ölen küçük çocuklar ana-babaya ibrikle su taşırlarken ibrikleri delinir, bu yüzden suyu ulaştıramazlar inancı vardır. Salı ve cuma günü ev temizliği yapılmaz ve çamaşır yıkanmaz. Uğursuzluk gelirmiş.

Geçmiş dönemlerde Nevruz Bayramı ve Hıdırlez şenliklerine çok önem verilirdi. Hıdırlez günüü bütün köy halkı bir yere toplanır, topluca şenlik yapılırdı. Bir gün öncesi, kırlarda toplanan kır çiçeği ve zambaklar suya konur ve bu çiçek suyu ile yıkanmak adetti. Yıkanma işi mutlaka güneş doğmadan önce yapılırdı. Hıdırlez sabahı erken kalkmak, köy civarında ekili bulunan arpa ve çavdar tarlasına gidip yuvarlanmak, çiğlerle ıslanmak her türlü hastalığa karşı bir önlem sayılırdı. Toplantılara da kurulan salıncaklarda kızlar türkü, mani söylerler, delikanlı erkekler coşardı. O günlerde söylenen bazı manilerden bir demet:

Pencereden bakarsın, Pancar tarlasında,

Sakız gibi akarsın, Leylek yuvasında,

Dikkatli bakma oğlan, Merağımı kaldı yar,

Öküzleri satarsın. Bizim köy kızlarında.

Bu Makale 5047 Defa Okunmustur.
 
a
a

Site Istatistikleri

Aktif Uyeler:170
Son Uyemiz:abbas
Son Ziyaretci:admin
Bolum:6
Kategori:7
Icerik Okunma:1481518
İçerik:837

Kimler Sitede

Suan Sitede:
  • 80 ziyaretci