Untitled 3

Hava Durumu

 EDIRNE

Ziyaretçi Sayacı

mod_vvisit_counterBugün31
mod_vvisit_counterDün162
mod_vvisit_counterBu Ay4014
mod_vvisit_counterToplam995092
Hasköy
Çarşamba, 10 Mart 2010 01:00

Kocahıdır, Arizbaba, Köseömer, Osmanlı, Söğütlüdere ve musulça köyleri ile çevrili bulunan köy, rivayet edilir ki 70 bin dekar araziye sahiptir. Civar köy çiftçileri tarafından köyü terk etmiş bulunan ağa ve beylerin arazileri satın alınmıştır. Köy halkı tarafından işlenen 37.240 dekar arazi ve 2.040 dekar mera ile 6 dekar korusu bulunmaktadır. Bu sunırlar içinde dağlık, sazlık, bataklık ve göl yaktur.

Köy İlçe merkezin kuzeyinde, 12 km. uzaklıktadır. Edirne-Kırklareli asfaltı ile güneyden-kuzeye uzanan Havsa-Süleoğlu yolunun kesiştiği yerde kuruludur. Bu kesişmeden üç bölüme ayrılmış bulunan köyün evleri kimi dağınık ve kimi toplu olarak kümelenmiş durumdadır. Tatlı meyil satıh üzerine kurulmuş bulunan köy 233 haneden ibarettir. Bu evlerin ikisi 3 kat, altısı 2 kat ile geriye kalan 225 adedi tek kat üzerine yapılmıştır. 20 adedi 4 oda bir salon, 65 adedi 3 oda bir salon, 148 adedi 2 oda bir salon biçiminde inşaa edilmiş bulunuyor. Binaların %1'i betonarme, %80'i tuğla, %2'si biriket, %16'sı kerpiç malzemesi ile inşaa edilmişler. Damları çatılı ve kiremit örtülüdür.

Köyün kurulu bulunduğu bölge çok eski bir yerleşim yeri olduğu, köy civarında eski tarihi eserlerin buluntusundan anlaşılmaktadır. Bu buluntu eserlerin birçoğu Edirne Müzesi'ne teslim ve kayıt edilmiştir. Yüzeysel ve yeraltı kültür araştırmalarının sonucunda Trakya'nın Vize'den sonra en önemli bölgesinin Havsa'nın Hasköy'ü olduğu anlaşılmıştır. Burası en eski yerlerşim bölgesi olduğu elde edilen buluntularla kanıtlanmış bulunuyor.

Köyün güney bölümünde, ova kısmında Hisarcık denilen mevkiine, bir Antikkent olduğu sanılmaktadır. Kale olduğu tahmin edilen yer, çok geniş ve zemini yüksekçe görünümdedir. Burası çalışılır arazi durumunda olup, her yıl eski dönemlere ait madeni paralar bulunmaktadır. Çeşitli biçim ve

ebatta mermer taşlar ve heykeller çıkarıldığı söylentiler arasındadır. Buranın gerçekten teknik elemanlarca araştırılması gerekmektedır.Bu Hisarcık'm doğu bölümünde yüksekçe bayır vardır ve burada "Demirkapı" ve "TOP YOLU" adını taşıyan yerler bulunmaktadır. Buradan geniş kanallarla su sağlandığı bu bayırın altında bulunan çeşmeler ve su kaynaklarından anlaşılmaktadır. Hasköy-Köseömer yolunun geçtiği bayır noktasında "Demirkapı" ve biraz daha aşağısına "Top yolu" deniliyor. Bunun bir nedeni olmalıdır. Rivayet edilir ki, Edirne'nin başşehir döneminde, Edirne-İstanbul yolu buradan geçermiş ve Fatih Sultan Mehmet Han yaptırdığı toplanda buradan geçirmiş.

Hasköy'ün kurulu bulunduğu yer, Fatih dönemine aittir. Osmanlılar Trakyayı fetihten sonra, Balkanların bir çoğunu fetih döneminde büyük yararlılıklar gösteren ve Osmanlıların Balkanlara yerleşmelerini sağlayan Koca Havvas'ı Mahmud Paşaya bir has olarak verilen çiftlik, Mahmud Paşa tarafından ihya edilerek ve uzun zaman kaza merkezi durumunda kalmıştır.*

Evliya Çelebi seyahat namesinde "Evsaf-ı Kasaba-i Ma'mur Hasköy" demektedir. Ve şöyle devam etmektedir:

"Yirmi-Otuz yıldır bu taraflarda gezerim, bu kazayı görmemiştim. Gerçekten bayındır edilmiş ve şirin bir kasabadır. Etrafı geniş, kuvvetli ve Koca Mahmud Paşa evkafmdandır ki, 250 kişilik voyvodası (çalışanı) ile düzen ve disiplin içindedir.Hepisi 250 kiremit örtülü 2 katlı evleri ve bir latif hamam ve 50 kadar dükkanı bir kurşunlu hanı bir kurşunlu medresesi 3 mektebi, 3 adet tekkesi, 1 mükemmel yapıda kurşun örtülü ferrah ve iç açıcı camisi var (.....) Ve 5 adet ticaret hanı var, bir imaret ziyafet yeri ki, beyden dilenciye, müslümandan gayri müslümana kadar hepsine kapısı açıktır ve yemeği boldur. Amma bağ ve bahçeleri, dünya'ya canlılık verir. Hayat veren hoş havası, verimli, bereketli kır ve ovası duyulmamış güzellikte bir kasabadır." Bu eserden başka Ahmet Badi efendinin " Riyaz-i Belde-i Edirne" eserinde de, Hasköyle ilgili Abdurrahman Hıbri'nin geniş bir açıklamasından söz etmektedir. Ekrem Hakkı Ayverdi, "Osmanlı Mi'marisinde Fatih Devri" eserinde, Cami-i görevlileri arasında iki tane müezzinin bulunması, keza İmamhatibin görevinin yüksekliği, kayyumun bulunması, ayrıca yoksul çocukların talim terbiye edilmesi caminin ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Ayrıca eczahacıdan söz edilmektedir ki, burada ilaç yapan kişilerdir. Bu da vakfın büyüklüğünü ve genişliğini orataya koymaktadır ki, buradan toplanan paralarla İstanbul'da Mahmud Paşa çarşısı yapıldığı kayda değer"(l) Sözü edilen camii, 1752 senesinde vaki büyük zelzeleden yıkılmış, yerine yenisi yapılmıştır. Bu gün cami avlusunda, 951-1017 ve 1111 tarihli üç mezar bulunmaktadır. Toprağa gömülmüş daha birçok mezar taşı vardır. Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde sözünü ettiği ve tahrir defterinde, Mahmud Paşa'nm Hamamı yıllık geliri 13169 akçe olduğu kayıtlı bulunmaktadır. 50 adet dükkanın yerleri belli değildir. Caminin doğusunda bulunan derecik içinde hamamın yıkılmış duvar döküntüleri bulunmaktadır. Bahsi geçen hanlar ve İmaret ziyafet yerinin nerede olduğunu henüz söylemek mümkün değil.

Hasköy'ün bütün bu tarihi eserlerinin bir kısmı 1829 ve 1877 Osmanlı Rus Savaşlarında yakılıp yıkıldığı ve kalan kısmı da 1912-13 Balkan Savaşında Bulgarlar tarafından yok edildiği bir gerçektir.

O günün insanlarından kalan çok az bir nesilden olanalara yerli halk denilmektedir. 1912 Balkan Savaşları sırasında 23 Ekim 1912 günü 4.

Kolordumuz birliklerinden bir kısmı kanlı savaş sonucu Musulça-Hasköy

hattına çekilmek zorunda kalıyorlar. 24 Ekim günü Kabiller Köyünde başlayan çarpışma Hasköy'üne kadar devam etmiş ve burada yapılan kanlı çarpışma sonucunda birçok askerimiz şehit düşmüştür. Burada şehit düşenlerin anısına köy içinde bir anıt yapılmıştır. Şehitler burada defn edilmiştir.

Köy 1923 yılında Yunanistan'dan, 1928 yılında Bulgaristan'dan, 1931 yılında Yugoslavya'dan ve 1932'de Romanya'dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiştir.

Köyün ekonomik yapısı ağırlıklı olarak tarıma, ikinci sırada hayvancılık işine dayanmaktadır. Az miktarda da çeşitli ticari çalışmalar bulunmaktadır.

Köy halkı genelde Türk geleneği doğrultusunda ahlaki tutumların devamı yönündedir. Dini inanç İslam üzerine olup, ibadetler evde ve camide yapılır. Ramazan dönemi ve cuma namazlarında cemaat artar, diğer günlerde azalış göstermektedir. Az da olsa batıl inançlar da bulunmaktadır. Küçük yaşta çocuğu ölen anneler perşembe günü akşamı ve cuma günü el işi, dikiş-nakış ve örgü gibi işler yapılırsa evin dirliği, düzeni bozulacağı inancı bulunmaktadır. Ev temizliği perşembe ve pazartesi günü dışında yapılmaz. Cuma günü öğle vakti bulunan zaman içinde iş yapılmaz.

Yıllar öncesine kadar devam eden Nevruz bayramı şenliği ve 6-7 Hıdırlez şenlikleri artık tarihe karışmıştır. Hıdırlez şenlikleri köyün doğusunda eskiden Bostan tepe diya anılan bugün ise Yumurta tepe denilen yere gidilip, orada yapılırdı. O dönemlerde gerek bu şenliklerde ve gerekse ev toplantılarında kızların ve genç gelinlerin söyledikleri manilerden bir demet:

Şu dağlar olmasaydı.

Çiçeği solmasaydı,

Ölüm Allah'ın emri,

Ayrılık olmasaydı.

Kaleye kaktım enser,

Dibi yeşile benzer,

Dünya kazan ben kepçe,

Bulamam yare benzer.

Süleoğlu pazarına,

Parası olan gider,

Yarim yeni yar sevmiş,

Neresi benden güzel?

Bu Makale 6049 Defa Okunmustur.
 
a

Site Istatistikleri

Aktif Uyeler:170
Son Uyemiz:abbas
Son Ziyaretci:admin
Bolum:6
Kategori:7
Icerik Okunma:1507180
İçerik:837

Kimler Sitede

Suan Sitede:
  • 57 ziyaretci